Burun Onarımı
Burun rekonstrüksiyonu (yeniden oluşturulması) travma, tümör veya doğumsal bazı anomaliler nedeniyle burnun kısmen ya da tamamen oluşmadığı veya kaybının mevcut olduğu durumlarda, burnun eksik kalan bölümlerinin oluşturulması ya da yeniden yapılmasıdır. Bu ameliyatlar oldukça ince, ayrıntılı ve bazen de birbirini takip eden seri operasyonlar gerektiren önemli ameliyatlardır. Genellikle ilk aşamada burnun eksik bölümleri belirlenir. Radyolojik görüntüler ya da tomografi yardımıyla daha ayrıntılı analizler yapılır. Geometrik olarak eksik parçalar ya da eksik karakterler ortaya çıkarıldıktan sonra, bunların onarılması için gerekli dokulara ve bunların hangi tekniklerle onarılacağına karar verilir.
Burun ana yapısına baktığımızda burnun içini örten, mukoza dediğimiz iç örtü, burna şeklini veren kıkırdak ve kemikten oluşan iskelet yapı ve burun üstünü örten son derece kompleks girintileri ve biçimi olan burun derisini sayabiliriz. Travma, tümör ya da doğumsal anomaliler nedeniyle bu bölümlerden hangilerinin eksik olduğunu belirledikten sonra her grup doku için vücuttan elde edilen bazı dokularla ameliyatlar planlanır. İç örtünün oluşturulmasında çoğu zaman deri yamaları ya da deri flebleri kullanılırken, kıkırdak ve kemik bölümlerin onarımında çoğunlukla vücuttan alınan kaburga kıkırdağı, kulak kıkırdağı, kafatası veya kalça kemiğinden kemik yamalar yeterli olacaktır. Nadiren bu dokuların kullanılmaması ve burun yerine sentetik, iskelet yapısı yerine geçebilecek maddelerin kullanılması söz konusu olabilir. Fakat çoğunlukla vücudun kendisinden elde edilen dokular tercih edilir. Çünkü yabancı maddeler başlangıçta arzu edilen neticeyi verseler de, ileriki yıllarda sorunlarla karşımıza çıkabilirler, alınmaları gerekebilir, enfeksiyona yol açabilirler.
Hastanın geçmişindeki önemli rahatsızlıklar ve sürekli kullandığı ilaçlar varsa mutlaka doktora bildirilmelidir. Burun onarımı ameliyatları genellikle genel anestezi altında, nadiren sedasyon ve lokal anestezi altında yapılır. Ameliyat süreleri kullanılacak tekniğe ve alınacak dokuya göre farklılıklar gösterebilir. Eğer sadece deri örtüsünün onarımı söz konusu ise yapılacak ameliyat daha sınırlı ve daha kısa sürelidir. Burun iç örtüsünün kemik bölümlerinin ve deri örtüsünün bir arada onarılacağı durumlarda ise ameliyat daha uzun sürer ve birden çok evreyi içerebilir.
Ameliyattan sonra erken dönemde bu tip ameliyatları estetik ameliyatlarla çok fazla kıyaslamamak gerekir. Estetik ameliyatlarda burnun biçimini alması çok daha hızlı gerçekleşirken, burun onarma ameliyatlarında getirilen deri örtülerinin yumuşaması, biçimini alması, yıllarla bile ölçülebilen, çok daha uzun bir zamanı gerektirir. Dikkatli bir analiz ve ameliyat sırasında titiz bir cerrahiye rağmen onarım için getirilen dokuların düşük olasılıkla da olsa tutmaması, kaynamaması, enfeksiyonla biçim ve volum değiştirmesi söz konusu olabilir. Bu özellikle ameliyat sonrası dönemde travmaya maruz kalmak, sigara içmek gibi faktörlerle oran olarak artabilir.
Burun onarımı ameliyatları genellikle revizyon adı verilen küçük ilave müdahaleleri gerektiren ameliyatlardır. Dokuların özelliklerine ve iyileşme şekillerine göre erken veya geç düzeltmeler şekil verici bazı müdahaleler söz konusu olabilir. Eğer burun onarımında alın flebi kullanılmışsa alından getirilen derinin beslenmesini kolaylaştırmak amacıyla doku sapı, alın ve her iki kaş arasına bağlı bırakılır. Yaklaşık üç hafta sonra da sap denilen bu bölüm kesilerek ayrılır. Aradan birkaç hafta geçtikten sonra bu bölümdeki kaba kalınlığın giderilmesi için lokal anestezi altında ilave müdahaleler yapılması gerekebilir. Bu ameliyatlar genellikle kan verilmesini gerektirmeyen ameliyatlardır. Ama operasyon öncesi kan tablosu sınırda görünüyorsa ve ameliyat sonrasında kanamaya bağlı vücuttaki hemoglobin düzeyinde düşme oluşmuşsa kan transfüzyonu yapılması gerekebilir.
İşlemden sonra fiziksel aktivitelerin uzunca bir süre kısıtlanmasında yarar vardır. Uzun yürüyüşlere 2-3 hafta sonra başlanabilir. Ama burna darbe alınabilecek sporlar ve ağır fiziksel aktivitelerden, yaklaşık 8 hafta süre ile kaçınmak gerekir. Yine ameliyattan sonra ödemi kontrol etmek ve azaltmak amacıyla buhar banyosu, güneş banyosu, sauna, solarium yaklaşık iki ay süre ile kaçınılması gereken durumlardır.
Burun onarımında; kaburga kıkırdağı kullanılacaksa meme altında yapılan yaklaşık 5cm.’lik bir kesiden kıkırdak alınır, alınan bölgede erken dönemde hassasiyet, ağrı ve hareket kısıtlılığı oluşabilir. Üçüncü günden sonra bu sıkıntılar azalır. Hareketler kolaylaşır. Kesi yerindeki iz ilk 3-4 ay daha bellirgin ve kızarık iken, zamanla rengi solar. Nadiren bir yıl sonra izin daha ince olması için lokal anestezi altında bir işlem gerçekleştirilir. Kulak kıkırdağı kullanıldığında ise, kulakta bir şekil bozukluğu oluşmaz. Kulağın çukur bölümünde bir yumuşaklık hissedilebilir. İlk haftalarda üzerine yatmak güçtür.
Onarım sırasında, kafa veya kalça kemiğinden doku alarak kullanmak gerekebilir. Bu durum önceden belirtilir ve onayınız alınır. Saçlı deriden kesi yapıldığında, iz genellikle saç arasında dikkati çekmez. Dokunulduğunda hafif bir girinti farkedilebilir. Kalçada ise, şikayetler erken dönemde daha fazladır. İlk 2-3 gün ayağa kalkıldığında ve yüründüğünde ağrı ve zorlanma olabilir. Kemer ve pantolon kenarı bu bölgenin hassasiyetini arttırabilir.
Alından ve yanaktan getirilen deri ile burun oranımında; yakın bölgeden getirildiği için deri renginin en iyi uyumu sağlaması beklenir. Ancak, bazen renk farkı dikkati çekebilir ve deri yamaları uygulanarak farkın giderilmesine çalışılır.
Onarımlar sırasında; kadavra kıkırdağı kullanılmasına karar verilmiş ve bu konuda onayınız istenmişse; kullanılan kadavra kıkırdaklarının tüm testlerden geçirildiğini ve bulaşıcı hastalık riski taşımadığını bilmeniz gerekir. Kadavra kıkırdaklarının işlemden sonra bir miktar hacim kaybedebileceği bilinmelidir.
YÖNTEME AİT RİSKLER
- Ameliyattan sonra bulantı olabilir. Bunu azaltacak ve kontrol edecek ilaçlar mevcuttur.
- Ameliyat sonrası burun deliklerinden sızıntı beklenir ve ilk saatlerde burun ucuna yerleştirilen bir gazlı bezle kontrol edilir. Sızıntı ilk saatlerde daha belirgin olmak üzere azalarak devam eder (ilk 24-48 saat) ve genellikle kırmızıdan sarıya doğru renk değiştirir.
- Burun içine tampon uygulanan hastalarda hapşırma hissi oluşabilir. Hastalar üşüttüklerini, hastalandıklarını düşünürler. Aslında bu his tampona bağlıdır ve tampon alınınca hızla kaybolur.
- Ameliyatlarda nadir rastlanan bir komplikasyon da enfeksiyondur. Ameliyat başlangıcında koruyucu amaçla antibiyotik kullanılması bu olasılığı çok azaltır. Burnunuza tampon konulmuş ve ameliyatın ikinci gününde ateşlenme, titreme gibi bulgular olursa tamponun hemen alınması gerekir. Böyle bir durumda doktora haber verilmelidir. Daha sonraki günlerde burnunuzun herhangi bir yerinde ağrılı bir şişlik ve dokunmakla artan bir hassasiyet olursa, kendinizi düşkün hissederseniz bu başlayan bir enfeksiyonun habercisi olabilir. Bu durumda muayeneniz yapılıp, başlayacak bir enfeksiyon tedavisi ile hızla düzelmeniz sağlanır.
- Bu dönemde karşılaşılan bir diğer sorun istenmeden maruz kalınan travmalardır. Hafif travmalar bir sorun yaratmazken şiddetli travmalar deformitelere yol açabilir. Böyle bir durumda doktora haber verilmelidir.
